Para

41 söz bulundu

"

Aşka adanan mevsimleri kalbinde sûr eyleyen zemheri bir çığlıktı senin adın. Yağmurlar taşırdın gök mavisi umutların terk ettiği şehirlere. Her şehir adına adanan bir destanın ayak sesiydi. Geceleri bu yüzden sen kokardı her şehir. Ve ben tüm şehirlere inat şehirsizliği seçtim seni sevmenin şehrinde. Ey menekşe kurusu hayallerini suya vuran aksinde yitiren sevdam! Ey aşk iklimini kalbindeki hüzün mevsimine kurban eyleyen kavgam! Gökyüzü bilmişken ben seni. Toprağa düşen ne kadar yağmur tanesi varsa hepsini sana râm eylemenin niyazıdır bu ağıt. Her ağıt kendi sesleminde taşır sürûrunu. Ve ben sükûnete muteber kıldım sana mecz eylediğim ne kadar harfim saklıysa gecenin rahlesinde. Bu ağıt ellerimde büyüttüğüm yıldızlarla ismine şerhettiğim bir parantez ol diyedir sevda şerhime. Bir sözdür bu sana ilelebet göğsümde muskalanan. Söz ki Nûn'a değer Elif olmaya meylederken kalbim. Anlasana sevdegâhım. Sende cüzlensin istiyorum yüzünün ayetlerinde huzur sûrelerine mâtuf olan aşk. Veyl ve aşk adına Zeyl ve kan adına Gece ve düş adına Ateş ve kül adına Huruf makamının esrârına mahkum kalıyor işte dil-i efgânım. Oysa sana seslenmek isterdim zemheri aylarında. Sen ol diye haykırmak isterdim; güneşin ellerime değen parıltısının üstündeki hülya. Sen ki; mesrûr gecelerin mahremiyetine musâddık eylediğim rüyaların menekşelerce yorumlanan nağmesisin içimde. Bir kelebek kanadında sakladığım hayatın; yusufçuk kuşlarının rehberliği eşliğinde kalbime vehmettiğim tercümesisin. Ayaz ve kar adına Duman ve is adına Hazan ve yas adına Allah ve ins adına Kör gecelerin esaretiydi beni sana kalbeyleyen. Yusuf'un düştüğü kuyuydu belki de lâmekan gönlümün sende bulduğu. Her Züleyha yırttığı gömlekte taşır aşkının değerini bilirim. Ben bu yüzden yağmurdan bir libas giyindim üzerime. Ki gözyaşlarınla yırtasın diye haya perdemi. Ferhat ve Şirin adına Kerem ve Aslı adına Leyla ve Mecnun adına Muhammed ve Hatice adına Ey çöl yalımı saçlarında hüznün şarkısını mırıldanan kulbe-i âhzân'ım! Ey karanfil yanığı gözlerinde aşkın cilbâbını kuşanan sûret-i efkârım! Aşk Sadece Sende Mecnun Eyledi Beni!

"

Hz. Ömer Kimdir? Hz. Ömer bin Hattab, İslam tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olup, ikinci İslam halifesi olarak büyük bir rol oynamıştır. Miladi 584 yılında Mekke'de doğan Hz. Ömer, güçlü karakteri, adaleti ve İslam'a olan sadakatiyle tanınır. İslamiyet’i kabul etmeden önce Mekke'nin önde gelen ailelerinden birinin mensubu olarak, güçlü ve nüfuzlu bir kişilikti. Ancak, Hz. Muhammed'in (sav) peygamberliğini kabul etmesiyle birlikte, hayatı ve karakteri köklü bir değişim geçirdi. İslam'ı Kabulü ve Erken Dönem Hz. Ömer, İslam'ı kabul etmeden önce, Müslümanlara karşı sert bir tutum sergileyen biriydi. Ancak, İslam'ı kabul etme süreci onun karakterindeki adalet ve doğruluğa olan eğilimini daha da belirginleştirdi. İslamiyet’i kabul edişiyle ilgili rivayetlerden biri, kız kardeşi Fatıma ve eniştesi Said'in Müslüman olduğunu öğrenmesi üzerine, onların Kur’an okuduğunu duyması ve bu olayın kalbinde bir yumuşamaya neden olmasıdır. Hz. Ömer, İslam'a geçtikten sonra, Müslümanların toplu halde Kâbe’de ibadet etmesini sağlayan cesur bir lider olarak tanınmıştır. Halifelik Dönemi Hz. Ömer, Hz. Ebubekir'in (ra) vefatından sonra İslam'ın ikinci halifesi olarak 634 yılında göreve başlamıştır. Halifelik dönemi, İslam tarihinin en parlak ve en düzenli dönemlerinden biri olarak kabul edilir. Onun döneminde İslam, Arap Yarımadası dışına çıkmış, Bizans ve Sasani İmparatorlukları'na karşı büyük fetihler gerçekleştirilmiştir. Bu fetihler sonucunda, İslam Devleti hızla genişlemiş ve bugünkü İran, Irak, Suriye, Mısır ve Anadolu’nun büyük bir kısmı İslam topraklarına katılmıştır. Hz. Ömer'in yönetim anlayışı, adaletin her şeyin üzerinde olduğu bir sistem üzerine kuruluydu. İdari reformları, mali düzenlemeleri ve hukuk alanındaki uygulamaları, İslam Devleti'nin güçlü bir temele oturmasına katkıda bulunmuştur. Onun döneminde, kadılık (yargı sistemi) kurumsallaştırılmış ve yerel yönetimler daha etkili bir şekilde organize edilmiştir. Hz. Ömer, halkın yönetime katılımını önemseyen bir liderdi ve "Adalet mülkün temelidir" sözü onun yönetim anlayışının en iyi özetidir. Adalet ve Yöneticilik Hz. Ömer'in en bilinen yönü, adalete olan bağlılığıdır. Onun adalet anlayışı, sadece Müslümanlar arasında değil, İslam topraklarında yaşayan tüm insanların haklarını korumayı amaçlayan bir yapıya sahipti. Bu nedenle, Müslüman olmayanlar da onun adaletli yönetiminden memnuniyet duymuşlardır. Hz. Ömer, yöneticilikte sadelik ve dürüstlüğü esas almış, lüks ve israfı reddetmiştir. Halifeliği döneminde, bizzat devlet işlerini takip etmiş, halkın sorunlarına doğrudan müdahil olmuştur. Onun bu yöneticilik tarzı, İslam dünyasında örnek alınmış ve sonraki dönemlerde de büyük bir saygıyla anılmıştır. Vefatı ve Mirası Hz. Ömer, 644 yılında Medine'de, bir suikast sonucu yaralanarak şehit edilmiştir. Vefatı, İslam dünyasında büyük bir üzüntüyle karşılanmış ve onun ardından gelen halifeler de onun yönetim anlayışını sürdürmeye çalışmıştır. Hz. Ömer’in mirası, sadece fethedilen topraklar veya kurulan devlet yapıları ile sınırlı kalmamış, aynı zamanda İslam’ın temel ahlakî ve adalet prensiplerinin toplumda kökleşmesine de öncülük etmiştir. Onun adı, İslam tarihinde daima adaletle, doğrulukla ve hikmetle anılmaktadır. Hz. Ömer, hem İslam dünyasında hem de dünya tarihinde adil bir lider olarak hatırlanmakta, onun sözleri ve uygulamaları bugün bile yöneticiler ve halk tarafından örnek alınmaktadır. Onun yaşamı, Müslümanlar için bir rehber niteliğindedir ve İslam’ın barış, adalet ve ahlakî değerler üzerine kurulu olduğunun en güzel kanıtlarından biridir. Hz. Ömer Sözleri