Bilmiyorum. O kadar özledim ki sanki bir yerden çıkıp gelecekmişsin gibi hissediyorum.
Hani iftar vaktine yakın susar ya insan. Yokluğun o denli yakıyor beni. Söyle sizin oralarda ne zaman okunur ezan? Bir yudum su gibi özledim seni.
Gel desem seviyorum seni, dön desem seni nasıl özledim bir bilsen.
Sebepsiz gözyaşı dökmek istedi gözlerim. Neden diye soramadım.
Görmek isteyip de göremediğine ağlıyor gözlerim. Yeter artık diyemedim.
Belli ki çok özlemiş, belli ki ağlamak istemiş. İsyan mı bu yoksa bir haykırış mı, anlam veremedim.
Yüreğimi dinliyor artık gözlerim ve anladım ki ağlayan onlar değil, sana hasret kalan yüreğimmiş.
Bir tatlı aşk gülüşü özledi gözlerim ve sen hangi alemde isen gel. Çünkü gülüşünü çok özledim.
Özlem yakarsa yüreğini ve acı çekersen hasretten beni an! Çünkü ben içimde yüzbinlerce özlemimle her gün seni yaşıyorum, seni delicesine özlüyorum, sana doyamıyorum.
İnanırım ki sen dönene dek yüzüme düşen her göz günah yazacak bana. Gözün ve gözüm birleşene kadar, pencereden bu kente bakmak bile ihanettir sana.
Yıldızlarla sana yüreğimi yolladım, hasretini gömdüm içime, senin için ağladım aradım çaresini aradım bulamadım. Nerdesin ciğer parem gözlerine susadım.
Sensiz geçen her gece parlayan yıldızlara umutla baktım. Yalnız seni düşünerek gözlerimi kapattım. Rüyalarıma girersin diye erkenden yattım.
Seni özlemek nasıl bir borçsa, özle özle bitmiyor.
Bir özlem var içimde tanımsız, bir dünya var uçsuz bucaksız. Bir sevgi var dalsız yapraksız. Bir sen varsın aklımda unutmam imkansız.
Yüzünü göremediğim günde sesini duyabilmek için yaşıyorum her ne kadar yüzünü göremediğim için hayat anlamını yitirsede sesini duyabilmek için yaşamaya değer.