Güzel günler gelirmi bilmiyorum ama geçen günler çok şey aldı bizden.
Ölüm gibidir sadakat pazarlığı olmaz. Bir kere çizgiyi geçtin mi dönüşü olmaz.
Allah göstermesin dediğimiz her şeyi üç boyutlu yaşadık.
“Ölümlerden ölüm beğen“ dedi hayat, ölümlerden seni beğendim kadın.
Bir gül kadar güzel ol ama dikenleri kadar zalim olma birine öyle bir söz söyleki ya sonsuza kadar yaşat yada bir defada öldür ama asla yaralı bırakma.
Dünyada iki renk gül olsun, biri kırmızı diğeri beyaz. Sen beni unutursan kırmızılar solsun, ben seni unutursam beyazlar kefenim olsun.
Önce duvarımdaki sonra kalbimdeki kirli isimleri sildim. Ardından güzel bir gökyüzü çizdim. Yağmur sonrası gökkuşağım bile var. Kendimi avutmak yerine gerçeklerle yasamayı öğrendim. Unutmayı değil de hatırladıklarımdan ve bana yapılanlardan ders almaya karar verdim. Aslında ben bugün kendim olmayı öğrendim!
Senden uzak seni sevmek hayaldi, başka kolda seni görmek eceldi.
Gözlerin ki dünyalara bedeldi, şimdi başka gözlere mi bakıyor?
Sen ki kollarımda erirdin, sen ki beni canından çok severdin, hani bensiz yaşayamaz biterdin.
Söyle şimdi, kalbin nasıl çarpıyor?
Bir sevdaki sonsuza dek sürerdi, bir arzuki mahşere dek yeteri, ellerinki ellerimde titrerdi.
Şimdi başka ellerimi okşuyor?
Bakışların gözlerimde güneşti, söyle kalbin bu kadar mı "kalleşti" de.
Şimdi başka birini seviyor?
Taş olsan dile gelirdin.! İşte öyle sevmiştim. Susacak kadar bile yanımda değilmişsin, geç fark ettim.
Hayattan aldığım en büyük ders: Sevgisiyle karşında sapasağlam duramayan birine, asla yaslanmayacaksın.
Sana yüklediğim anlamları senmişsin gibi düşünme, Aldanırsın! O anlamlarla sadece bende varsın. “Ben seviyorsam sen bahanesin.”
Evet kabul ediyorum iki yüzlü biriyim. “O” yanımdayken gülen, “O” giderken ağlayan bir yüzüm var.