Evimiz olmalı, bizim evet, bizim evimiz. Bizim hayallerimize göre döşenmeli, her yerde bizim resimlerimiz olmalı. Kimseye hesap vermeden bir çerçevede durmalı resmimiz, hatta o resimde sımsıkı sarılmış olmalısın bana, evimizin istediğimiz yerine koymalıyız. Bizim evimiz, bizim mutfağımız olmalı. Sevdiğin yemekleri hazırlamalıyım sana, ben yemek yerken nazlanmalıyım, sen kızmalısın "bütün tabak bitecek" demelisin. Sonra ellerinle yedirmelisin.
Koltuğa uzanmış televizyon izlerken, sen yanıma oturup kanalı değiştirmelisin, kumanda kavgası yapmalıyız en basitinden. Aynı koltukta, aynı battaniyeye sarılmış, aynı filmde aynı sahneye ağlamalıyız ya da birlikte gülmeliyiz. Omuzunda uyumalıyım. Uyandırmaya kıyamazsın ya, beni kucağında taşımalısın yatağımıza. Bizim odamız olmalı, evet, bizim odamız. Bizim yatağımız. Sımsıkı sarılıp uyumalıyız mesela. Beraber uyanmalıyız yeni doğan güne. Hatta yorgan kavgalarımız olmalı, birbimizin üstü açık kalmalı. Özenle, sevgiyle hazırlanmalı kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği, beraber yemeliyiz.
Ve bir gün...
Kızımız olmalı. Sana benzemeli gözleri, gülüşü... Bir tek bakışları benzemeli bana, bir de belki saçları. 😊 Kızımız olmalı, evet, senin kızın, benim kızım, bizim kızımız. Uyumamalıyız bazı geceler. Artık sadece bizim olmamalı evimiz. Evimizi, odamızı, yatağımızı, masamızı, sevgimizi, hayatımızı paylaşmalıyız onunla. Birkaç çivi daha çakılmalı duvara, birkaç resim daha asılmalı. Belki de sımsıkı sarılmış film izlerken kanal değişmeli, çizgi film açılmalı, battaniyenin bize düşen payı azalmalı, artık sarılmış oturamamalıyız, aramızda kızımız olmalı.