Öyle senden çok uzaklarda değilim, görmesini bilen gözlerin bakışındayım, belki sana senden daha yakın bir yerde, çarpan kalbinin her atışındayım.
Söz: Öyle senden çok uzaklarda değilim, görmesini bilen gözlerin bakışındayım, belki sana senden daha yakın bir yerde, çarpan kalbinin her atışındayım.
Bu sözle oluşturulan resimler
Henüz bu söz için tasarım eklenmemiş. İlk sen oluştur!
Yorumlar (0)
Yorumlar yükleniyor…
Benzer sözler
Romantik Sözler →Benden çok uzakta olsanda sana sarılıp dokunamasam da sana sesimi duyuramasam da kalbimizin bir olduğunu ve senin de beni ben kadar özlediğini biliyorum.
Senden uzak seni sevmek hayaldi, başka kolda seni görmek eceldi. Gözlerin ki dünyalara bedeldi, şimdi başka gözlere mi bakıyor? Sen ki kollarımda erirdin, sen ki beni canından çok severdin, hani bensiz yaşayamaz biterdin. Söyle şimdi, kalbin nasıl çarpıyor? Bir sevdaki sonsuza dek sürerdi, bir arzuki mahşere dek yeteri, ellerinki ellerimde titrerdi. Şimdi başka ellerimi okşuyor? Bakışların gözlerimde güneşti, söyle kalbin bu kadar mı "kalleşti" de. Şimdi başka birini seviyor?
Yanında olmak istiyorum. Sen bilmesen de senin geçtiğin yollardan defalarca yürümek istiyorum. Kokunu yaydığın sokakların bütün havasını solumak istiyorum. Dönüp arkana baktığında beni fark etmeni istiyorum. Senden başka hiçbir şey umrunda olmasın istemiyorum. Senin dışında hiçbir şeyi fark etmek istemiyorum. Senden başka hiç kimseyi sevmek istemiyorum. Aslında ben senin olmadığın hiçbir şeyi istemiyorum. Sadece S E N İ istiyorum, m e l e ğ i m, sadece S E N.
Hayatta iki kör tanıyorum; 1. si senden başkasını görmeyen ben, 2. si beni göremeyen sen.
Sana baktığım zaman gözlerim kamaşıyor. İnce bir rüzgar esiyor saçlarının arasından, bütün denizler deviniyor. Binlerce güneş parlıyor gözbebeklerinde. Senin ışığın öyle parlak ki gökyüzündeki utancından eriyor. Sana dokunduğum zaman sudan geçer gibi ellerim, senin beyazlığınla arınıyor. Yüreğimin içinden ırmaklar akıyor. Sana dokunduğum zaman nefes alamıyorum, soluğum kesiliyor. Sana dokunduğum zaman boyut değiştiriyorum. Bütün renkler yenileniyor. Bir masanın başında oturuyorsun, elinde çay bardağı. Diyelim ki çay içiyorsun. Senin oturduğun masa birden anlam kazanıyor. Çay daha lezzetli, masa daha sevimli, bulunduğun oda huzur veriyor. Sen yürüdüğün zaman bastığın kuru toprakta çimen bitiyor, çevrende güller açıyor. Kuşlar havalanıyor sevinçle mavi gökyüzüne. Senin el sürdüğün yerden bereket fışkırıyor. Ah sevgilim... Yüreğimin ateşi, başımın dumanlı yüce dağı, dinim kadar imanım kadar güvendiğim ey güzel insan... Seni kimse benim gözlerimle görmüyor. Sana sıradan biriymişsin gibi, yüzüne bile bakmadan bir söz söylüyor, cevabındaki gizemi fark etmiyor. Seninle kurulan cennet umurlarında değil. Ama senin yüzüne bakıyorlar, onlara gülümsüyorsun, sana uzanıyorlar, ses etmiyorsun. Verdiğin nimetin farkında değiller. Ben sana niçin onlarla berabersin diye hesap sormuyorum. Ama onlar senin değerini bilmiyorlar. Bunun adı kıskançlıksa evet... Seni kıskanıyorum... Ama bu, sana layık olmayanların vurdumduymazlığından kaynaklanıyor. Kimse seni bulunduğun yerden bir santim aşağıda göremez, görmemeli... İşte o zaman çıldırıyorum. Sana uzanan elleri kırmak, sana bakan gözlere mil çekmek istiyorum. Sen burada, benim dünyamda, teksin, ulaşılmazsın. Sana ulaştığını sanan herkese lanet ediyorum. Çünkü onlar seni benim gözümle görmüyorlar.
Kutup yıldızına bakınca sen gelirsin aklıma eşi, benzeri yoktur bu dünyada dokunmak isterim ulaşamam ona sende öylesin benim için eşsiz ve çok uzaksın bana.