İnanırım ki sen dönene dek yüzüme düşen her göz günah yazacak bana. Gözün ve gözüm birleşene kadar, pencereden bu kente bakmak bile ihanettir sana.
Söz: İnanırım ki sen dönene dek yüzüme düşen her göz günah yazacak bana. Gözün ve gözüm birleşene kadar, pencereden bu kente bakmak bile ihanettir sana.
Bu sözle oluşturulan resimler
Henüz bu söz için tasarım eklenmemiş. İlk sen oluştur!
Yorumlar (0)
Yorumlar yükleniyor…
Benzer sözler
Özlem Sözleri →Bir gün gözlerin bir noktaya dalarsa bilki seni düşündüğüm gündür. Bir gün kulağında bir çınlama duyarsan bilki ismini andığım gündür. Bir gün titreyip uyanırsan bilki resmini öptüğüm gündür. Bir gün sebepsiz yere ağlarsan o güzelim gözlerinden yaşlar süzülürse bilki aşkından öldüğüm gündür.
Zannetme ki gözlerim sana baktıkça bıkacak, ölsem de ruhum seninle kalacak, kapanırsa gözlerim senden önce bu hayata, inan ki son sözüm seni seviyorum olacak.
Aradan saatler değil seneler geçse. Gözümden yaşlar değil kanlar gelse. Uğruna dünyam değil canım gitse. Seni sevmeye yeminim var.
Yüreğim umulmayan yaralarla baş edemezken gülüşünü özledi, gözlerim ve sen hangi alemde, hangi düşlerdeysen çık gel artık. Çünkü seni çok özledim.
Bazen hayat insanı yorar yaşadığını anlamazsın. Gözler hep sevdiğini arar onuda yanında bulamazsın. İçinde isyanlar kopar ama yine yaşarsın. Gözlerin yağmur damlaları gibi sürekli ağlar ağlayan gözlerle hayatta kalırsın. Umarım sen bir daha hiç ağlamassın.
Sana baktığım zaman gözlerim kamaşıyor. İnce bir rüzgar esiyor saçlarının arasından, bütün denizler deviniyor. Binlerce güneş parlıyor gözbebeklerinde. Senin ışığın öyle parlak ki gökyüzündeki utancından eriyor. Sana dokunduğum zaman sudan geçer gibi ellerim, senin beyazlığınla arınıyor. Yüreğimin içinden ırmaklar akıyor. Sana dokunduğum zaman nefes alamıyorum, soluğum kesiliyor. Sana dokunduğum zaman boyut değiştiriyorum. Bütün renkler yenileniyor. Bir masanın başında oturuyorsun, elinde çay bardağı. Diyelim ki çay içiyorsun. Senin oturduğun masa birden anlam kazanıyor. Çay daha lezzetli, masa daha sevimli, bulunduğun oda huzur veriyor. Sen yürüdüğün zaman bastığın kuru toprakta çimen bitiyor, çevrende güller açıyor. Kuşlar havalanıyor sevinçle mavi gökyüzüne. Senin el sürdüğün yerden bereket fışkırıyor. Ah sevgilim... Yüreğimin ateşi, başımın dumanlı yüce dağı, dinim kadar imanım kadar güvendiğim ey güzel insan... Seni kimse benim gözlerimle görmüyor. Sana sıradan biriymişsin gibi, yüzüne bile bakmadan bir söz söylüyor, cevabındaki gizemi fark etmiyor. Seninle kurulan cennet umurlarında değil. Ama senin yüzüne bakıyorlar, onlara gülümsüyorsun, sana uzanıyorlar, ses etmiyorsun. Verdiğin nimetin farkında değiller. Ben sana niçin onlarla berabersin diye hesap sormuyorum. Ama onlar senin değerini bilmiyorlar. Bunun adı kıskançlıksa evet... Seni kıskanıyorum... Ama bu, sana layık olmayanların vurdumduymazlığından kaynaklanıyor. Kimse seni bulunduğun yerden bir santim aşağıda göremez, görmemeli... İşte o zaman çıldırıyorum. Sana uzanan elleri kırmak, sana bakan gözlere mil çekmek istiyorum. Sen burada, benim dünyamda, teksin, ulaşılmazsın. Sana ulaştığını sanan herkese lanet ediyorum. Çünkü onlar seni benim gözümle görmüyorlar.